Suyu iyileştirmek

Su dünyada en çok bulunan maddedir. Bununla birlikte aynı anda hem gaz, hem sıvı, hem de katı halde bulunan tek maddedir. Fakat işin ilginç yanı, donunca bütün maddeler büzülürken, su tam tersine genişlemektedir. Bunun sebebini bugüne kadar açıklayabilen olmadı. Henüz suyun sırları çözülebilmiş değil. Ama bildiğimiz şu ki hayatın temeli ve en önemlisidir. Okumaya devam et “Suyu iyileştirmek”

Evcil hayvan aşıları kansere sebep olur mu

Evcil hayvan aşıları ile ilgili büyük bir sorun da dozajların orantılı olmaması. Bir çocuğu doktora götürdüğünüzde doktor çocuğun kilosuna göre dozaj ayarlaması yapar. Ancak bu dozaj mantığı evcil hayvanlarda geçerli değil. Evcil hayvanınız 40 kiloluk dev bir Danua da olsa minicik bir Terrier de olsa hepsine tek tip ve aynı dozajda aşılar uygulanıyor. Bu da şu anlama geliyor; evcil hayvanınız ne kadar küçükse aşılar nedeni ile sağlık sorunları yaşama riski de o denli yüksek. Okumaya devam et “Evcil hayvan aşıları kansere sebep olur mu”

Açlık

Açlığın bir spiritüel, bir de biyolojik yönü vardır. Obez insanların genellikle çocukluklarından kalma travmaları atlatamamış olması, ve sevgi açlığının doyurulamaması sebebiyle açlık, vücutta kendini göstermeye başlar.

Aspirin ve kan sulandırıcılar

Ateş, vücudumuzun enfeksiyonla savaşması için doğal ve genellikle etkili bir yoldur. Aspirin ve diğer ateş düşürücü ilaçlar sadece ateş uzun günler sürdüyse veya vücut ısısı çok yüksekse ve vücuda kalıcı zarar verme riskini arttırırsa kullanılmalıdır.

Tuz

Eskiye oranla tuz alımını sürekli olarak azaltan sağlık kurumları hastalıkları arttırmaktan başka bir şey yapmadı. Endüstri çağına girmeden önce insanların aldığı tuz miktarı çok daha yüksekti. Gıdaları korumak için tuz kullanılırdı. Çünkü yiyecekleri saklamanın en iyi yolu tuza yatırmaktı. Mark Kurlansky’nin Salt: A World History kitabında anlattığı gibi insanların aldığı tuz miktarı 40 ila 100 gram aralığındaydı. Eğer bu derece büyük miktarlar yüksek tansiyon dolayısıyla kalp hastalığına ve ölümlere sebep olmuşsa, o dönemlerdeki insanlar bu ani ölümleri hiç mi hiç önemsememiş demektir.

Günde bir öğün yemek ve ketojenik beslenme

Neden günde 3 öğün yiyoruz, ya da neden aralıksız yiyoruz? Karbonhidrat çok mu gerekli? Sadece 1 öğün yersek ne olur? Uzun ve sağlıklı bir hayat nasıl sağlanır?
Şimdiye kadar, yeme alışkanlıklarımızın neye benzemesi gerektiği konusunda basit bir fikir birliği olması gerekiyordu, ama bugün konuyla ilgili sayısız düşünce ile karşı karşıya kaldık.

Sütün zararları

İnsan hariç hiçbir canlı ömür boyu süt içmeye devam etmez. Çünkü doğal süreç bu değildir. İnek, o sütü kendi yavrusu için yapar. Ve insan, inek sütü içmek için evrilmemiştir. Yanı sıra inekler de mısır yemek için evrilmemişlerdir. GDO’lu ya da GDO’suz mısır ineklere zarar vermekte ve salmonella gibi hastalıkların türemesine yol açmıştır. Ve bu süt ve et yoluyla insanlara da geçmektedir. Bununla birlikte sütün içindeki “laktoz” denen süt şekerini sindirmeye yarayan “laktaz” enzimi insanlarda ancak 2 yaşına kadar üretilir. Ve sonra o gen kapanır. Hayvanlarda ve insanlarda yavru sütten kesildiğinde sütün sindirimini sağlayan enzimler yok olur. Yani insanda laktaz enziminin azalması insanın süte ihtiyacı olmadığının açık bir kanıtıdır.