Ketojenik diyetin zararları

SAFRA TAŞI KUSMA

İSHAL

YORGUNLUK

HİPOGLİSEMİ

KALPTE RİTM BOZUKLUĞU

BÜYÜMEDE AZALMA

KABIZLIK

YÜKSEK ÜRİK ASİT

KASİYUM DÜŞÜKLÜĞÜ

MAGNEZYUM DÜŞÜKLÜĞÜ

BÖBREK TAŞI

ilk defa 1920lerde ortaya çıkan bu diyet o günün koşullarına göre işe yaramış. ancak son 20 senedir yapılan araştırmalar ve gelişmeler ışığında ketonların yapısı ve vücudun biyolojik işleyişi daha iyi anlaşıldığından özellikle de otorite kabul edilen sağlık çalışanlarının kendilerini güncellemeleri gerekiyor. ama gördüğüm kadarıyla donanımları bu güncellemeyi kaldıracak düzeyde değil.   İnsan vücudu 2 öğünden fazlasını kaldıramıyor çünkü biyolojimize uygun değil. 20 yüzyılda beynin sadece glikoz ile çalışabileceği öngörülüyordu. çünkü yağ asitleri kan beyin bariyerini aşamayacak kadar büyük moleküllerdi.  aslında hiçbir insan dokusu doğrudan yağ asitlerini enerji kaynağı olarak kullanmaz. Eritrositlerin mitokondrileri yoktur, bu nedenle yağ asitleri her durumda yakıt olarak kullanılamaz. Karaciğer, yağ asitlerini, proteinleri ve kompleks karbonhidratları, insan vücudunun tüm dokularının yakıt için kullanabileceği basit glikoz veya keton gövdelerine dönüştüren harika verimli reaksiyonlar gerçekleştiren karmaşık ve verimli bir kimyasal laboratuvardır.

Ketojenik beslenmede meyveler

Meyvelerde fruktoz vardır. Ve fruktoz sadece karaciğerde metabolize edilebilir. Glukoz ise vücudun tamamında metabolize olur. Bu bakımdan fruktoz, glukozdan daha tehlikeli, çünkü karaciğer yağlanmasına sebep olur, Ve insülin direncini arttırır.